Malatya Kayısısı yalnızca bir tarım ürünü değil; bir ilin emeği, bir ülkenin markası ve binlerce ailenin geçim kaynağıdır. Ancak bugün bu değer, birkaç kuruşluk kazanç uğruna ciddi bir tehdit altındadır.
Bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanet; patentli ve tescilli bir ürünün adını kullanarak, kalitesiz ve sahte ürünleri “Malatya Kayısısı” adıyla dünya pazarına sürmektir. Raflarda bu etiketle satılan her ürün, gerçekten Malatya’da mı yetişmiştir sorusu artık yüksek sesle sorulmalıdır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, İran ve Özbekistan menşeli kayısıların kaçak yollarla Türkiye’ye sokulduğunu, işletmelerde Malatya kayısısına karıştırılarak Malatya Kayısısı adıyla piyasaya sürüldüğünü açıklamış ve yetkilileri acil denetime çağırmıştır. Bu uyarı, görmezden gelinecek bir iddia değildir.
Kaçak ürünlerin sınırdan geçmesi denetimsizliktir; işlenip paketlenerek dünya pazarlarına gönderilmesi ise Türkiye’nin ihracat itibarına vurulan bir darbedir. Zarar gören yalnızca üretici değil, ülke markasıdır.
Bu nedenle Malatya Valiliği, hal, pazar ve işletmelerde derhal ve etkili denetimleri başlatmalıdır. Emniyetin kaçakçılık birimleri, Defterdarlıklar, Gümrük Müdürlükleri ve Tarım İl Müdürlüğü koordinasyon içinde harekete geçmelidir. Bu mesele sadece tarım değil; aynı zamanda kaçakçılık ve kamu zararı meselesidir.
Şu gerçek unutulmamalıdır:
Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz.
Malatya Kayısısı itibarını kaybettiğinde, bugün susanlar yarın sonuçlarıyla yüzleşecektir.
Hiçbir menfaat, Malatya’nın ve Türkiye’nin menfaatinin üzerinde değildir.



